Kolon Kanseri Nedir?
Kolon, kalın bağırsağın rektum denilen son 12 cmlik kısıma kadar devam eden bölümüdür. Kendi içinde 7 bölüme ayrılmaktadır. Bunlar sağdan itibaren çekum, çıkan kolon, hepatik fleksura, transvers kolon, splenik fleksura, inen kolon ve sigmoid kolondur. Rektosigmoid bileşke, kolonun parçası değil sigmoid kolonun rektuma bağlandığı bölgenin adıdır. Burada gelişen kanserler kolon kanseri olarak adlandırılmaktadır.Kolon Kanseri Belirtileri
Tümörün yerleşim yerine göre hastaların ilk belirtileri değişiklik göstermektedir. Sağ tarafta yerleşen tümörlerde kansızlık ve halsizlik gibi şikayetler görülmektedir. Sol tarafta yerleşen tümörlerde ise, kabızlık veya ishal şeklinde bağırsak hareketleri olur ve rektal kanama, karın ağrısı ve şişkinlik gibi şikayetler görülmektedir. Bunun dışında, tarama amaçlı yapılmış kolonoskopi, başka bir amaçla çekilmiş tomografi, MR ya da PET-CT gibi tetkiklerde de saptanabilmektedir.Kolon Kanseri Tanısı
Kolon kanserinin asıl tanı yöntemi kolonoskopik incelemedir. Kolonoskopide tümör dokusundan biyopsi yapılarak (parça alma) patolojik inceleme için doku örneği sağlanır. Tümörün çok erken evrede olup olmadığı anlaşılabildiği gibi kalın bağırsağın diğer bölümlerinde eşlik eden lezyon varlığı ya da ailesel polipozis sendromu olup olmadığı görülebilmektedir. Kolon kanseri tedavisini planlamadan önce evrelendirme yapılmalıdır. Evrelemede:- Üst abdomen (karın) tomografisi
- Alt abdomen (karın) tomografisi,
- Toraks (akciğer) tomografisi,
- Üst abdomen MR (Karaciğer metastazı şüphesi varsa) çekilmelidir.
Kolon Kanseri Tedavisi
Tedavisi tümör evresine göre planlanmaktadır. Aşağıda evrelere göre başlıca tedavi seçeneklerini görebilirsiniz:- Evre 1
- Kolonoskopik müdahale (endoskopik submukozal diseksiyon – ESD),
- Kolorektal cerrahi (açık, laparoskopik, robotik)
- Evre 2 & Evre 3
- Kolorektal cerrahi (açık, laparoskopik, robotik)
- Evre 4: (Uzak organ metastazı)
- Kemoterapi
Kolon Kanseri Cerrahisi
Kolon kanseri cerrahisinde temel kural tümörün en az 10 cm uzağından bağırsağın kesilmesi, aynı zamanda tümörü besleyen ana damar(lar)ın kökünden bağlanmasıdır. Bağlanan damarların kan taşıdığı alanlar baz alınarak bazı durumlarda tümörün 20-30 cm uzağına kadar gitmek gerekebilir. Son yıllarda kalın bağırsağı çevreleyen, dolayısıyla tümörü ve çevresindeki lenf bezlerini de bir kılıf gibi hapseden embriyolojik yapı ortaya konmuştur. Bu doğrultuda komplet mezokolik eksizyon olarak adlandırılan kalın bağırsak kılıfıyla birlikte, tümör saçılımına izin vermeden bir ameliyatın gerçekleştirilmesi önerilmektedir. Ameliyat sırasında tümörün parçalanmadan çıkarılması yanı sıra çevre doku ve organların zarar görmemesi önemlidir. Tümörün yerleşimine göre on iki parmak bağırsağı, mide, pankreas, dalak, böbrekler, üst idrar yolları, bağırsakları besleyen damarlar ve sinirler, safra kesesi ve karaciğer tümör ilerlemediği sürece korunması gereken organlardır. Tümör bu yapılardan birine doğru uzanırsa, tutulmuş olan organın da asıl kitleyle birlikte bir bütün olarak çıkarılması gerekmektedir. Bu cerrahi kuralların tümüne uyulmak şartıyla kolon kanseri ameliyatı geleneksel (açık) yöntemle, laparoskopik ya da robotik yolla gerçekleştirilebilir. Bilimsel veriler laparoskopik yöntemin açık cerrahi kadar etkili bir kanser cerrahisi sağladığını, bunun yanında birçok avantajı beraberinde getirdiğini göstermektedir. Yüksek maliyeti ile robotik cerrahinin ise laparoskopik cerrahiye belirgin bir üstünlüğü gösterilememiştir. Dolayısıyla günümüz kolorektal cerrahi pratiğinde kolon kanseri için laparoskopik cerrahi öncelikli olarak önerilmektedir.Hasta Yorumları
[testimonial_view id="20"]