Mide Kanseri, karın üst bölümünde yemek borusu ile on iki parmak bağırsağının arasında bulunan midede meydana gelmektedir. Sindirim sistemi tümörleri gibi mide kanserleri de mukoza tabakasından gelişir. En sık görülen kanser tipi adenokarsinom olarak adlandırılan kanserlerdir. Adenokarsinom tipi tümörler, müsinöz ve taşlı yüzük hücreli tümör gibi alt tipleri bulunmaktadır. Bu alt tipler genellikle kötü seyirle ilişkilidir. Mide tümörleri gelişim bölgelerine göre isimlendirilmektedir. Midenin özofagusa bağlandığı bölgede kardia tümörü, mide gövdesinde mide korpus tümörü ve mide çıkışında antrum tümörü görülmektedir.
Mide Kanseri Belirtileri Nedir?
Erken dönemde pek belirti vermeyen mide kanserlerine ülkemizde çoğunlukla bir belirti gösterdiği zaman tanı konabilmektedir. Diğer bir deyişle, birçok mide kanseri hastasında belirti bulunmaktadır. Yalnızca sınırlı bir kısmı tarama amacıyla yapılmış gastroskopide rastlantısal olarak saptanır.
Mide kanserlerinde en sık görülen belirtiler devamlı karın ağrısı ve kilo kaybıdır. Kilo kaybı erken doyma, yutma güçlüğü ve yutkunma sonrası takılma hissi gibi nedenlere bağlı olarak gıda tüketimi azaldığı için gelişmektedir. Bunun dışında gıda alımı sonrası karın ağrısı olması, bulantı ve kusma olması da hastaları yemek yemekten uzaklaştırır ve kilo kaybı devam eder.
Mide tümöründen gizli kanama şeklinde kan kaybı olduğundan halsizlik, çarpıntı, uykuya meyil ve çabuk yorulma gibi kansızlık belirtileri görülebilir. Bu hastalarda demir eksikliği ya da B12 vitamin eksikliği de görülebilir. Mide kanseri olan hastaların %20’den daha azında kan kusma ya da dışkıdan kan gelmesi şeklinde ciddi kanamalar beklenebilir.
Karın ağrısı ile hekime başvurmuş bir hastada karın orta üst bölgesinden ele kitle gelmesi ileri evre mide tümörünün belirtisi olabilir. Yine hekim tarafından yapılan genel muayenede sol köprücük kemiği üzerinde şişlik, göbek deliği etrafında sert şişlik ya da sol koltuk altında şişlik ele gelmesi mide kanserinin lenf bezlerine yayılmasına bağlı görülebilir.
Mide kanserinin karaciğere yayılmasına bağlı hastalarda sarılık, karın sağ üst bölümünde ve sırtta geçmeyen ağrı bulunabilir. Karın zarına yayılmasına bağlı olarak karında sıvı birikimi ve karın şişliği saptanabilir.
Mide kanseri tanısı almış hastaların dörtte biri geçmişte mide ülseri olduğunu ve buna bağlı sorunlar yaşadığını belirtebilir.
Özetlemek ve tekrar vurgulamak adına mide kanseri açısından yüksek şüphe uyandıran, alarm verici belirtiler şunlardır:
- Erken doyma, şişkinlik
- Gıdaları bir süre sonra kusma
- İstemsiz kilo kaybı,
- Mide kanaması
- Yutkunma güçlüğü, gıdaların mideye geçişinde zorluk hissetme, takılma hissi
- Midede geçmeyen şiddetli ağrı
Mide Kanseri Risk Faktörleri
Mide kanseri için birçok çevresel ve genetik faktör tanımlanmış olup tüm mide kanserlerinin %90 kadarının çevresel nedenlerle geliştiği bilinmektedir. Aşağıda sıralanan risk faktörleri mide kanseri gelişimine belli oranda etki etmektedir. Her hastalıkta olduğu gibi değiştirilebilir, önlenebilir ya da vazgeçilebilir olan risk faktörlerinin gözden geçirilmesi mide kanseri riskini azaltacaktır. Mide kanseri kalıtsal sendromları ile ilgili ayrıntılı bilgi için Mide kanseri kalıtsal mıdır? bölümüne başvurabilirsiniz.
- Ailede mide kanseri olması,
- Tedavisiz mide ülseri olması,
- Midede helikobakter pilori mikrobu varlığı,
- Geçirilmiş mide ameliyatı olması,
- Atrofik gastrit,
- Yüksek tuz tüketimi,
- Salamura yiyecek tüketimi,
- Sigara tüketimi,
- İşlenmiş et tüketimi (sosis, salam, sucuk vb.),
- Obezite,
- Ebstein-Barr virüsü enfeksiyonu,
- FAP sendromu,
- Lynch Sendromu ve diğer kalıtsal kanser sendromları,
- A kan grubu olması.
Riskli hastaların endoskopik olarak taranması erken tanı konabilmesi açısından önemlidir. Diğer yandan sindirim sistemi belirtileri gösteren hastaların da gastroskopi ile değerlendirilmesi gerekir.
Mide Kanseri Evreleme
Endoskopide mide kanseri saptanması halinde hastalığın evresini ve dolayısıyla tedavisini planlamak açısından bazı tetkikler yapılmalıdır.
Evrelemede:
- Üst abdomen (karın) tomografisi,
- Alt abdomen (karın) tomografisi,
- Toraks (akciğer) tomografisi,
- Üst abdomen MR (Karaciğer metastazı şüphesi olanlarda çekilmelidir),
- PET-CT
- Mide iç tabakasında sınırlı olmayan tümörler ve tomografide açık yayılım bulgusu olmayan tümörler için önerilmektedir. (Metastaz olan hastada tedavi planlamasında katkısı olmuyor),
- Endoskopik ultrason(Erken evre tümörlerde duvarda yayılım durumu değerlendirilebilir.),
- Evreleme laparoskopisi
- Bu yaklaşım da hastalığın evrelendirilmesinde kullanılmaktadır. Özellikle başlangıçta kemoterapi önerilen hastalarda uygulanmaktadır. Tedavi öncesinde hastanın ameliyata alınarak karın içinin laparoskopik (kapalı) yöntemle incelenmesi işlemidir. Tomografide yayılım görülmediği halde mide kanserlerinin %20-30 kadarında saptanan karın zarında yayılımı ortaya koyarak tedavi planlamasını yapabilmek amaçlanmaktadır.
Ülkemizde güncel veriler mide kanserlerinin %27 hastada sadece midede sınırlı hastalık varken, %43 kadarının mide ve çevresindeki lenf bezlerinde hastalık varken saptanabildiğini göstermektedir. %30 hastada ise kanser mide dışı organlara metastaz (yayılım) yapmış haldeyken saptanabilmektedir.
Mide Kanseri Tedavisi
Doğru evrelendirme yapılmış hastalar multidisipliner kanser konseylerinde değerlendirilerek evresine göre uygun tedavi planlanmalıdır. Mide kanseri tedavisi konusunda ciddi birikime sahip Uzakdoğu ülkelerinde evrelere göre uygulanan tedavi ile Amerika ve Avrupa ülkelerinde farklı yaklaşımlar mevcuttur. Buna göre:
Avrupa / Amerika yaklaşımı
- Çok yüzeyel tümörlerde (T1a) endoskopik submukozal diseksiyon ile ameliyatsız tedavi sağlanabilir,
- Mide kas tabakasına girmiş (T2 ve üzeri) ya da çevre lenf bezlerine gitmiş (lenf nodu pozitif) tümörlerde neoadjuvan (ameliyat öncesi) kemoterapi verilmesi,
- Metastatik (uzak organlara yayılmış) hastalıkta kemoterapi verilmesi,
- Seçilmiş hastalarda direkt cerrahi uygulanabilir.
Uzakdoğu yaklaşımı
- Çok yüzeyel tümörlerde (T1a) endoskopik submukozal diseksiyon ile ameliyatsız tedavi sağlanabilmektedir.
- T1, lenf nodu negatif hastalarda ameliyat uygulanmaktadır.
- T1, lenf nodu pozitif hastalarda D2 diseksiyon tekniğiyle ameliyat uygulanmaktadır.
- T2,3,4 hastalarda yoğun lenf nodu tutulumu varsa neoadjuvan kemoterapi, yoğun lenf nodu tutulumu yoksa öncelikli olarak D2 diseksiyon tekniğiyle ameliyat önerilmektedir.
- Metastatik (uzak organlara yayılmış) hastalıkta kemoterapi verilmektedir.
Ülkeler ve ekoller arasında farklılık olsa da günümüzde daha fazla hastaya neoadjuvan kemoterapi uygun görülmektedir. Bu konu hakkında daha fazla bilgi için Mide kanserinde ameliyattan önce kemoterapi uygulanması bölümüne ulaşabilirsiniz.
D2 diseksiyon tekniği klasik cerrahideki midenin tümörlü kısmıyla birlikte mide çevresi lenf bezlerinin alınmasına ek olarak çölyak arter ve dalları çevresinde yerleşen derin lenf nodlarının da çıkarılmasıdır. Uzakdoğu ve sonrasında Avrupa çalışmaları D2 diseksiyon tekniği ile özellikle lenf nodu pozitif hastalarda hayatta kalma ve tümörden kurtulma oranlarının yüksek olduğunu göstermiştir. Klasik cerrahiye kıyasla bir miktar daha zor bir teknik olan D2 diseksiyon tekniğinin tecrübeli cerrahlar tarafından uygulanması önemlidir. Günümüzde klasik ya da D2 diseksiyon tekniğini açık yöntemle, laparoskopik yöntemle ya da robotik yöntemle gerçekleştirmek mümkündür. Hastanın özellikleri, cerrahın tecrübesi ve merkezin alt yapı özellikleri dikkate alınarak uygun teknik uygulanabilir. Mide kanseri ameliyatı hakkında ayrıntılı bilgiye Mide kanseri ameliyatı nasıl yapılır? bölümünden ulaşabilirsiniz.
Metastatik hastalıkta ana tedavi kemoterapi gibi onkolojik tedaviler olsa da bir kısım hastada ameliyat mümkün olabilmektedir. Karın zarına metastaz yapmış hastalarla ilgili daha fazla bilgiye Mide kanseri karın zarına yayılırsa tedavisi mümkün mü? bölümünden ulaşabilirsiniz.
Mide Kanseri Hastalık Seyri
Mide kanseri tanısı almış hastalarda diğer tüm kanserler gibi uygun tedaviler uygulanmasına rağmen hastalık tekrarı (nüks etmesi) mümkündür. Buna bağlı olarak kansere bağlı ölümler görülebilir. Oransal olarak baktığımızda midede sınırlı kanser nedeniyle tedavi uygulanmış hastalarda 5 yıllık hayatta kalma oranı %70, mide ve lenf bezlerinde hastalık olan hastalarda 5 yıllık hayatta kalma oranı ise %32 olduğu görülmektedir. Tanı anında uzak organlara metastaz yapmış hastaların ise ancak %6 kadarı 5 yıl süreyle hayatta kalabilmektedir.
Günümüzde teknolojik gelişmeler, iyileştirilmiş cerrahi teknikler, cerrahın kanser cerrahisindeki artmış deneyimi ve onkolojik tedavi etkinliklerinin artması ile hayatta kalma ve kanserden kurtulma oranlarının iyileşmekte olduğu bilinmektedir.