Rektum, kalın bağırsağın son 15cm kısmına verilen isim olup burada gelişen kanserlere rektum kanseri denmektedir.
Rektum Kanseri Belirtileri
Zorlu dışkılama, makattan (rektal) kanama, dışkı çapında incelme, ishal ya da kabızlık atakları, tam boşalamama hissi gibi belirtiler verse de bazı hastalarda tarama amaçlı kolonoskopilerde ya da başka bir amaçla çekilmiş tomografi, MR ya da PET-CT gibi tetkiklerde de saptanabilir.
Rektum Kanseri Tanısı
Temel tanı yöntemi kolonoskopik incelemedir. Kolonoskopide tümör dokusundan biyopsi yapılarak (parça alınması) patolojik inceleme için doku örneği sağlanır.
Ayrıca, tümörün çok erken evrede olup olmadığı anlaşılabildiği gibi kalın bağırsağın diğer bölümlerinde eşlik eden lezyon varlığı ya da ailesel polipozis sendromu olup olmadığı görülebilir.
Rektum kanseri tedavisini planlamadan önce her kanser hastasında olduğu gibi evrelendirme yapılmalıdır. Rektum kanseri evrelemesinde:
- Pelvik manyetik rezonans (MR) görüntüleme (rektuma yönelik özel açıyla çekilmeli),
- Üst abdomen MR
- Toraks (akciğer) tomografisi çekilmelidir.
Kılavuzlarda üst ve alt abdomen (karın) tomografisi yanı sıra pelvik MR çekilmesi önerilse de ülkemiz kolorektal cerrahi pratiğinde tomografi yerine pelvik MR ve üst karın MR çekilmektedir. Bu yaklaşımda ülkemizde MR çekiminin daha yaygın ve hızlı olarak yapılması ve en az tomografi kadar net bilgi vermesi etkili olmaktadır.
PET-CT rektum kanseri evrelendirmesinde rutin olarak önerilmemekte, sadece metastaz (yayılım, sıçrama) şüphesi olan hastaların değerlendirilmesi için önerilmektedir.
İleri evre hastalığı olmayan (erken evre) hastalarda tümörün rektum duvarında yayılımını değerlendirmek açısından endorektal ultrason (EUS/ERUS) yöntemine başvurulabilir.
CEA ve Ca 19-9 olarak kodlanan kan değerlerinin de evrelendirmede kullanılmasa da hastalığın seyrini tahmin etmede ve tedavi sonrası tekrarlama durumunu takip etmek açısından ilk tanı anında çalışılması önerilmektedir.
Rektum Kanseri Tedavisi
Rektum kanseri tedavisi her gastrointestinal tümörde olduğu gibi tümör evresine göre planlanmaktadır. Aşağıda evrelere göre başlıca tedavi seçeneklerini görebilirsiniz:
- Evre1:
- Kolonoskopik müdahale (endoskopik submukozal diseksiyon – ESD)
- Transanal minimal invaziv yaklaşım (Cerrahi aletlerle görüş altında anal kanaldan müdahale)
- Kolorektal cerrahi (açık, laparoskopik, robotik)
- Evre2:
- Kolorektal cerrahi (açık, laparoskopik, robotik)
- Radyoterapi sonrası cerrahi
- Evre 3:
- Radyoterapi ± Kemoterapi, sonrasında kolorektal cerrahi, sonrasında kemoterapi
- Evre 4: (Uzak organ metastazı)
- Kemoterapi
Metastazın geliştiği bölgeye göre ek tedaviler düşünülebilir. Sadece akciğer ya da sadece karaciğer metastazı olan hastalarda tamamı çıkarılabiliyorsa eş zamanlı ya da farklı zamanlarda rektum cerrahisi ve metastazların çıkarılması planlanabilir. Periton (karın zarı) metastazı olan hastalarda kemoterapi sonrası ya da tanı sonrası hemen sitoredüktif cerrahi ile birlikte HİPEK (sıcak kemoterapi) uygulanabilir. Birçok bölgede eş zamanlı metastaz olması halinde dahi cerrahi girişimler planlanabilir.
Tüm evrelerde tedavi planlaması kolorektal cerrah, tıbbi onkolog, radyasyon onkoloğu, patolog, radyolog ve ilgili diğer branşların katıldığı multidisipliner onkoloji konseyinde hastanın ve tümörün özellikleri göz önünde bulundurularak ve güncel bilimsel veriler ışığında kararlaştırılmalıdır.
Rektum Kanseri Cerrahisi
Başlangıçta ek tedavi almış ya da almamış tüm rektum kanserli hastaların cerrahisi özelleşmiş tecrübe gerektirir. Başarılı bir rektum cerrahisi için rektum, etrafındaki yağlı doku ve onu saran kılıf bozulmadan çıkarılmalıdır. Bu operasyon total mezorektal eksizyon (TME) ile low (aşağı) anterior rezeksiyon olarak adlandırılmaktadır.
Rektumun pelvis (kalça kemiği) içinde yerleşimi rektum kanserlerinin cerrahisini zorlaştıran bir faktördür. Rektum önünde mesane, prostat, yanlarda genital ve üriner sistemi besleyen damarlar ve sinirler, idrar yolları (üreter), arkada ise kalça kemiğinin önünde yer alan çok sayıda damar bulunmaktadır. Bu yapılardan uzak durulma çabası olası yaralanmaları engellerken rektum kılıfının yırtılarak onkolojik cerrahi kuralların bozulmasına yol açabilir. Diğer yandan rektum kılıfını korumak için çok uzaktan kesmek çevre yapıların yaralanmasına, dolayısıyla ek ameliyatlara, hayatı tehdit edebilecek ciddi kanamalara ya da cinsellik ve işeme ile ilgili fonksiyon bozukluklarına yol açabilir.
Bu cerrahi kuralların tümüne uyulmak şartıyla rektum kanseri ameliyatı geleneksel (açık) yöntemle, laparoskopik ya da robotik yolla gerçekleştirilebilir. Bilimsel veriler laparoskopik yöntemin açık cerrahi kadar etkili bir kanser cerrahisi sağladığını, bunun yanında birçok avantajı beraberinde getirdiğini göstermektedir. Yüksek maliyeti ile robotik cerrahinin ise laparoskopik cerrahiye belirgin bir üstünlüğü gösterilememiştir. Dolayısıyla günümüz kolorektal cerrahi pratiğinde rektum kanseri için laparoskopik cerrahi öncelikli olarak önerilmektedir.